Gitmek

Kalanlara da gidenlere de o kadar çok şiir ve şarkı yazmışlar ki insanın kafası karışıyor. Hatta firavunlar olayı bir tık abartıp hiç gitmemek için piramitler yaptırmışlar. Hallerinden ne kadar memnunsa işte.

Ama ben memnuniyetsiz olanlardanım. Her ne kadar ortalamanın üstünde bir hayat yaşasam bile, aç gözlülük beni tatminsizliğe itiyor. O yüzden son 32 yılda 5 farklı şehirde 25 farklı evde yaşadım. 52 bin kilometre motor sürdüm. Hep gittim, hep memnuniyetsizdim.

“Nereye gidersen git kendini de götürürsün” demişler. Neticede dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşıyorsak ve her cennete ayak bastığımızda orayı cehenneme çeviriyorsak, aynada kendimize bakmak gerekli.

Bu süreçte geleneksek olguları kırıp yeniden yapmak istedim. Aile, arkadaşlık, din, cinsiyet, ırk… Türk gibi hissetmiyorum kendimi. Soranlara dünyalı Cihan diyorum. Müslüman gibi hissetmeyeli baya uzun bir zaman oldu. Irkçılığı ve dini hayatımdan çıkarınca cinsiyetçiliğin hiç manasının kalmadığını farkettim. Baya kolay oldu bunlardan kurtulmak. Fakat en zor olanı aile ve arkadaşlık kavramlarını kırmak oldu. Köprüleri yakmak. Nasıl yeniden yapılır hala çözmüş değilim.

Yapısökümcülüğü uygulayabilmek için bu köprüleri yıkmak gerekli. Yaktığımız köprülerin yolumuzu aydınlatması için önümüze bakmalıyız ve boğulmayı göze almalıyız. Bir şeyleri riske etmek gerekli, ancak o zaman daha sağlam bağları oluşturabiliriz. Risk olmadan kazanç olmuyor. Gitmekten çok daha zor bir şey.

Mutlu muyum? Değilim. Çünkü mutlu olmak alakasız, sürdürülebilir bir vaziyet değil. Onun yerine her hangi bir şey ile meşgul olmak ve ilgi duymak çok daha sürdürülebilir ve sağlıklı bir durum.

Nihayetinde seçeneklere ve tercihlere geliyoruz. Seçeneklerimiz kadar özgürüz ve tercihlerimiz bizi biz yapan şeyler. Tutkularımız, arzularımız neredeyse orada olmayı tercih etmek gerekli.

Post navigation

Leave a Reply