Ortadaki adam saldırısı

Bildiğiniz üzere internete bağlanmak için arada bir sürü adımlar, bir sürü zıplamalar var. Bu adımların/taleplerin arasına kötü niyetli insanlar girebilir. Hatta siz bile girebilirsiniz. Manyak mısın lan? Ben ne istediğimi dünyadan ne talep ettiğimi biliyorum diyor olabilirsiniz. Fakat diyelim Tinder uygulaması seviyorsunuz. Ama tuvalette insanları tek tek beğenmek yerine, ya bi uygulama olsa da tüm kızları bi hamlede beğensek diyorsunuz.… Read more →

Bir HTTP talebinin hayatı

Hiç düşündünüz mü? Bu yazıyı okumak için en sevdiğiniz internet tarayıcısına cihan.rocks yazdığınızda arkaplanda neler dönüyor? İnternet de aslında yazılım gibi sihirli bir şey değil. Ben bu blogu Kanada’daki bir yer sağlayıcıdan kiraladım. Ama benim, küçük bir servetle eşdeğer olan, MacBook’um nereden biliyor bunu? Mesela google yazınca niye bing.com ya da facebook.com’a bağlanmıyor. Cevap çok basit DNS (Domain Name System).… Read more →

Lego analojisi

Ne zaman programlamayı birine anlatmaya çalışsam aklıma hep legolar gelir. Küçük parçaları birleştirerek yapılan büyük tasarımlar. Soyutlamalar (abstractions), kaygıların ayrıştırılması (separation of concerns), tekrar kullanılabilirlik (reusability) vs. Programlamada da aynı legolar gibi atomik, daha fazla bölünemeyen, parçalar vardır. Programlamada bunlara ilkel tipler diyoruz (primitive types). Dikkat ederseniz hep 2’nin katlar olarak artıyor. Bunun nedeni ise primitiflerin primitifinin, en ilkelimizin, bool… Read more →

Birler sıfırlar

Klişe bir laf vardır ya, yazılımcılar çok keskindir, gri alanları yoktur. Her şey ya bir ya da sıfırdır diye. Külliyen yanlış bir bilgi. Aslında griyi 50 ton yerine 8 bit olarak tanımladık biz (256 tonu var yani. Ahaha koyduk mu Hollywood!). Neyse bakalım bakalım neymiş bu birler ve sıfırlar. En temelde herkes bilgisayarın elektrikle çalıştığını biliyordur sanırsam. Elektrik varsa bir… Read more →

Bir programın anatomisi

Sanıldığının aksine, yeşil periler sihirli değneklerini sallayıp ortaya program çıkarmıyorlar. Genelde kel, gözlüklü ve kahve bağımlısı insanlar sabahtan akşama kadar bilgisayarın başında oturup, düşünüp ve diğer kel ve gözlüklü insanlarla tartışıp bu programları ortaya çıkarıyorlar. Tarihte yazılmış tüm “Programlamaya giriş” yazılarında olduğu gibi hadi “Hello World!” ile bu anatomiyi incelemeye başlayalım. #include <stdio.h> int main() { printf(“Hello World\n”); return 0;… Read more →

Gezi

2011 ilkbaharında Hazzapulo pasajında arkadaşım İbo ile çay içiyorduk. Yeni taşınacağım evi ona anlatıyordum. Evi tarif ederken İbo kahkaha atmaya başladı. Kahkaha arasında “Abi sen bizim alt kata taşınıyorsun galiba” dedi. Bir kaç gün sonra İstanbul’daki en iyi arkadaşımla komşu oldum. İş yerime uzaktı ama Galata’daydı. İstediğim yerdeydi. Bir yıldan fazla süredir çalışıyor olmama rağmen öğrenci kimliğinden kurtulamamıştım. Artık kendi… Read more →

Gitmek

Kalanlara da gidenlere de o kadar çok şiir ve şarkı yazmışlar ki insanın kafası karışıyor. Hatta firavunlar olayı bir tık abartıp hiç gitmemek için piramitler yaptırmışlar. Hallerinden ne kadar memnunsa işte. Ama ben memnuniyetsiz olanlardanım. Her ne kadar ortalamanın üstünde bir hayat yaşasam bile, aç gözlülük beni tatminsizliğe itiyor. O yüzden son 32 yılda 5 farklı şehirde 25 farklı evde… Read more →